Sessizlik
Sessizlik.. Günümüzde ne çok yaşam alanımızı terketmeye başladı sessizlik. Herkeste bir çığırtkanlık. Sanki kim daha çok ses çıkarırsa o daha çok varolacak. Varolma aracı: ses. Ben burdayım deme aracı: ses. Gök, ses gürlüyor artık. Bunca sesin bize geri dönüşümünü düşündünüz mü? Meal okurken Allah ın bir toplumu sesle helak ettiğine dair ayetler okuyorum. Çok ilginç geliyor bu bana, büyük korkutucu bir ses veriyor Allah ve toplum helak oluyor. Bir helak vasıtası: ses. Bir afet.. Bunca ses toplumun çıkardığı toplam sesin bir geri yansıması mıdır acaba? Gökler, yerler o sesi kabul etmez de, kusarlar mı insanların üstüne..ve insan bunun karsısında helak olduğuna göre kendi sesini taşıyamaz mı? Ses kirliliği dolu her yer, etrafta bu kiri temizleyecek hiçbir şeyde yok, gök çatlayacak artık. Bir panzehir var, o da sessizlik.. Kelimeleri israf ederken bir kez daha düşünebiliriz; bu sözüm bir hakikate değiyor mu, bir değişime bir ilerlemeye sebep oluyor mu, iyiyi çağırıyor mu... Peygamber ne güzel söylemiş: “Kim allaha ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin yahut sussun.” Susmayı da öğrenmemiz gerekiyor ama mesela bir haksızlık karsısında değil, bir haksızlık karşısında ihtiyacımız olan şey sestir, sessizlik değil. Sükutu öğrenmemiz gerekiyor. İlimle donanımlanmış insanlar, bu ilmi varlığında taşıyan insanlar, hakikat insanları, bir sessizliği de taşırlar varlığında. Ses onların davranışındadır, onların bir bakışında, bir mimiğinde, bir duruşunda, bir susuşunda... Onların ifade şekli sesin ötesindedir. Ses kulağa, onlar ise gönle ve akla hitap eder. Bir gönle hitap eden ifade şeklinin dönüştürücülüğü, varlığı yakması, üst düzeydir. Ses evet bazen gerekli ama bazen de sesi duyurmanın yolu sessizlikten geçer ve bazen de sesi duymak için sessiz olmanız gerekir.
Yorumlar